Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/152 E. , 2017/4848 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davadan dolayı yerel mahkemece verilen hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Temyiz incelemesi yapılabilmesi için;
1) Taşınmazın bulunduğu yörede kesinleşmiş uygulama imar planı bulunup bulunmadığının, varsa taşınmazın uygulama imar planı içerisinde olup olmadığının, uygulamanın askı ilan tarihleri ile kesinleştiği tarihin belediye başkanlığından sorulması ve 1/1000 ölçekli planın getirtilerek, çekişmeli taşınmazın bu plandaki konumunun gösterildiği ek raporun fen bilirkişiden alınması,
2) Dava konusu taşınmazın arazi kadastrosu sırasında neden tescil harici bırakıldığının sorulması,
3) Orman bilirkişisinin raporunu düzenlerken kullandığı 1983 ve 1995 tarihli memleket haritalarının üretiminde kullanılan hava fotoğrafları getirtilip dava dosyasının hükme esas alınan raporu düzenleyen fen ve orman bilirkişisine verilerek hava fotoğrafları ölçekleri kadastro pafta ölçeğine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafı ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra dava konusu taşınmazın konumu çevre parsellerle birlikte hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, bu tarihlerde dava konusu taşınmazda imar-ihya ve zilyetliğin devam edip etmediği hususlarının ve üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, sayısı, dağılımı ve kapalılık oranı ile kullanım durumu ve tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığının ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir müşterek imzalı ek rapor alınması,
Ayrıca, dava dosyasının, 6100 sayılı Kanunun 302/4. ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddeleri uyarınca tarih ve işlem sırasına göre düzenlenip, dizi listesine bağlandıktan sonra gönderilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda değinilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın YEREL MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİNE 31/05/2017 günü oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/7141 E. , 2017/4777 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki davada ... Sulh Hukuk ve ....Aile Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 25. ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri 07.11.2015 tarih ve 29525 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığından ve bu tarihten itibaren verilen kararlar için yargı yeri belirlemesi ilgili bölge adliye mahkemesince yapılacağından dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine 30/05/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/7121 E. , 2017/4781 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
- K A R A R -
Dosya kapsamına, iddia ve savunmaya, mahkemece kabul edilen hukuki niteliğe göre uyuşmazlık, boşanma, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2797 sayılı Yargıtay Kanununun 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 20.01.2017 gün ve 2017/1 sayılı kararı uyarınca temyiz incelemesi Yargıtay 2. Hukuk Dairesine ait olup, Dairemizin görevi dışındadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 01/07/2016 kabul tarihli ve 6723 sayılı Kanunun 21. maddesiyle değişik 60/3. maddesi gereğince dosyanın görevli Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine 30/05/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/6653 E. , 2017/4648 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 09/02/2017 gün ve 2015/3094 - 2017/958 sayılı ilâmıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür.
Dairemiz kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usûl ve kanuna da uygundur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK'nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442. maddesi uyarınca takdiren 275.00.- TL para cezasının düzeltme isteyenden alınmasına 29/05/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/6633 E. , 2017/4644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 26/01/2017 gün ve 2016/4657 - 2017/487 sayılı ilâmıyla Orman Yönetimi yönünden dilekçenin reddine, ... yönünden ise hükmün onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı ... vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür.
Dairemiz kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usûl ve kanuna da uygundur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK'nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442. maddesi uyarınca takdiren 275.00.- TL para cezasının düzeltme isteyenden alınmasına 29/05/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/6654 E. , 2017/4645 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA KONUSU :...Mahallesi 2049 sayılı parsel
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 09/02/2017 gün ve 2015/3089 - 2017/957 sayılı ilâmıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür.
Dairemiz kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usûl ve kanuna da uygundur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK'nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442. maddesi uyarınca takdiren 275.00.- TL para cezasının düzeltme isteyenden alınmasına 29/05/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/6654 E. , 2017/4645 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA KONUSU :...Mahallesi 2049 sayılı parsel
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 09/02/2017 gün ve 2015/3089 - 2017/957 sayılı ilâmıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür.
Dairemiz kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usûl ve kanuna da uygundur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK'nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442. maddesi uyarınca takdiren 275.00.- TL para cezasının düzeltme isteyenden alınmasına 29/05/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/6576 E. , 2017/4681 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki davada ...1. Asliye Ticaret ile ... 2. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, haksız fiil nedeni ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
...1. Asliye Ticaret Mahkemesince, davalı tarafın cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunduğu ve haksız fiilin gerçekleştiği yerin ... olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
... 2. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla ) Mahkemesince ise, HMK'nın 16. maddesine göre haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olduğu öngörülmüştür. Bu itibarla yukarıda da belirtildiği üzere davacı tarafından zararın T.C. Ziraat Bankası ... Şubesinde bulunan elektronik cihazlarda hasar meydana gelmek suretiyle oluştuğu iddia edilmiş olup, yargı alanımız olan ... ili zararın meydana geldiği yer olmadığı gibi zarar görenin yerleşim yeri de değildir. Bu itibarla eldeki davada Mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin davalının yerleşim yeri olan ...mahkemelerinin olduğu gerekçesiyle karşı yetkisizlik kararı verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın haksız fiillerde yetkiyi düzenleyen 16. maddesinde HMK'nın 7/1-2. cümlesindeki düzenleme anlamında kesin yetki sözkonusu değildir. Haksız fiil halinde HMK'nın 16. maddesi gereğince birden fazla mahkemenin yetkili kılınarak davacıya bir seçimlik hak tanınmış olduğu gözönüne alındığında, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkeme de açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
Somut olayda davacı, davalı ...Ş 'ne karşı davaya bakmaya yetkili olmayan davalının ikametgahının bulunduğu ...1. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 19. maddesine göre, yetkinin kesin olmadığı hallerde yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Davalı ...vekilince süresinde yetki itirazında bulunulmuş, davaya bakmaya zararın meydana geldiği yer mahkemesi olarak ... Asliye Ticaret Mahkemesini göstermiştir.
Bu durumda uyuşmazlığın, süresinde yapılan yetki itirazı üzerine ... 2. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla ) Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 2. Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 29/05/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/6832 E. , 2017/4564 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
- K A R A R -
Dosya kapsamına, iddia ve savunmaya, mahkemece kabul edilen hukuki niteliğe göre uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanunun Ek maddesi gereğince yapılan kullanım kadastrosundan kaynaklanmaktadır.
2797 sayılı Yargıtay Kanununun 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 20.01.2017 gün ve 2017/1 sayılı kararı uyarınca temyiz incelemesi Yargıtay 16. Hukuk Dairesine ait olup, Dairemizin görevi dışındadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 01/07/2016 kabul tarihli ve 6723 sayılı Kanunun 21. maddesiyle değişik 60/3. maddesi gereğince dosyanın görevli Yargıtay 16. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine 18/05/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/6906 E. , 2017/4565 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
- K A R A R -
Dosya kapsamına, iddia ve savunmaya, mahkemece kabul edilen hukuki niteliğe göre uyuşmazlık, kira sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup mahkemece verilen görevsizlik kararı davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
2797 sayılı Yargıtay Kanununun 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 20.01.2017 gün ve 2017/1 sayılı İşbölümü Kararı uyarınca temyiz incelemesi Yargıtay 3. Hukuk Dairesine ait olup, Dairemizin görevi dışındadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun, 01/07/2016 kabul tarihli, 23/7/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6723 sayılı Kanunun 21. maddesiyle değişik 60/3 maddesi uyarınca dosyanın görevli Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/05/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/5680 E. , 2017/4545 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacının dava dilekçesinde özetle; ... İli, ... İlçesi ... Köyü ... Mevkii,...Ziyaret Yoluna, Doğusu ve batısı çay ve yola, güneyi ise çaya bakan taşınmaz, kendisine ait olmasına rağmen 3-4 yıl önce yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman arazisi olarak kabul edilip 766 sayılı Tapulama Kanununun 2. maddesi gereğince tescil harici bırakıldığını, yapılan işlemden yeni haberdar olduğunu, söz konusu taşınmazı yaklaşık olarak 40 yıldır kendisinin tasarrufu altında kullandığını, bu nedenle taşınmazın kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; HMK'nın. 150/6. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağından HMK'nın 150/6 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiş ise de; davacı tarafından dosyaya sunulan 21/09/2016 havale tarihli ve imzalı dilekçe ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirmiştir.
Davacı gerçek kişi, kararı temyiz etmiş ise de, verdiği dilekçe ile temyiz isteminden vazgeçtiği anlaşıldığından, vaki vazgeçme nedeni ile davalı kişinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz dilekçesinin temyiz isteminden vazgeçmesi nedeni ile REDDİNE, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 18/05/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/15905 E. , 2017/4557 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13/12/1989 tarihinde ... Belediye Başkanlığına müracaat ederek 1/15-1-2 paftada kayıtlı taşınmazın 180/370 hissesinin tapusunu almak istediğinden bahisle tapu işlemleri için gerekli işlemlerin yapılmasını istediğini, ayrıca 2.700,00 TL bedel ödediğini, ... Belediye Başkanlığınca müvekkili adına tahsisine karar verilen 180/370 hissenin tescili hususunda ... Tapu Müdürlüğüne yazı yazıldığını, ancak tapunun hatalı işlemi sonucu 180/370 hisse yerine 70/370 hissenin davacı adına tescil edildiğini beyanla davacının maruz kaldığı zarara karşılık 10.000,00 TL tazminatın hukuka aykırı işlemin yapıldığı 17/05/1990 tarihinden itibaren işleyerek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair kurulan hükmün davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 29/04/2014 tarih -2013/29640 E.-2014/11741 K. sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan yargıtay bozma ilamında özetle; “ ... Belediye Başkanlığı tarafından 3290 sayılı Kanun ile değişik 2981 sayılı Kanun uyarınca 2659 ada 8 parsel sayılı 370 m² yüzölçümündeki taşınmazın 180/370 payının davacı adına tahsis edildiği, ... Belediye Başkanlığınca, bu payın belirlenen 2.700.000.-TL karşılığında davacı adına tescili için ... Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, dava konusu taşınmazda ... Belediye Başkanlığının 250/370 payı bulunduğu, ... Tapu Müdürlüğünün 17.05.1990 Tarih 2485 yevmiye nolu işlemi ile belediye ait paydan 180/370 payın davacı adına, kalan 70/370 payın belediye adına tescili yerine, 70/370 payın davacı adına, kalan 180/370 payın belediye adına tescil edildiği, ancak davacının eline verilen tapu suretinde davacının payının 180/370 göründüğü, daha sonra yapılan imar uygulaması ile oluşan 3895 ada 12 parsel sayılı taşınmazda davacının 80/1136 oranında, ... Belediye Başkanlığı’nın ise 148/1136 oranında paydaş olduğu anlaşılmaktadır.
4721 sayılı TMK.nun 1007. maddesinde, "Tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararlardan devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder" hükmü yer almaktadır. Tapu işlemleri kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden sıralı işlemler olup, bu kayıtlarda oluşan hatalardan Devlet, TMK'nın 1007. maddesi gereğince kusursuz olarak sorumludur.
-2- 2015/15905-2017/4557
... Tapu Müdürlüğü tarafından yapılan hatalı işlem nedeniyle davacının zarara uğradığı sabittir. Ancak; TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazminat talep edilebilmesi için uğranılan zararın başka türlü karşılanabilme olanağının bulunmaması gerekir. Davacı adına tescil edilmesi gereken payın ... Belediye Başkanlığı adına tescil edildiği ve belediyenin bu taşınmazda halen paydaş olduğu anlaşılmaktadır. Davacının ... Belediye Başkanlığı’na karşı tapu iptali ve tescil davası açmak suretiyle zararını giderme olanağı varken TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazminat talep edemez. Davanın bu nedenle reddi yerine, yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi, doğru görülmemiştir.” denilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 18/05/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/16843 E. , 2017/4553 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 26/04/2013 tarihli dava dilekçesi ile sınırlarını bildirdiği Yeşiltepe köyündeki beş parça taşınmazın, tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile ... ili, ... ilçesi, ... köyü Doğusu: ... taşınmazı, Batısı: ...'e ait ... köyü 345 sayılı parsel, Kuzeyi: ...'e ait ...köyü 343 sayılı parsel, Güneyi: ...'e ait taşınmaz ile çevrili olan fen bilirkişisi ... ...'ın 03/04/2015 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile göstermiş olduğu 386,65 m² bahçenin, (B) harfi ile gösterilen 252,88 m² toprak ev ve avlusunun, (C) harfi ile gösterilen 168,55 m² bahçenin tek katlı kargir ev ve bahçe vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 02.04.1980 tarihinde yapılmış ve sonuçları 02.09.1980 - 02.10.1980 tarihleri arasında ilân edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 50. maddesinde medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın davada taraf ehliyetine de sahip olacağı, 51. maddesinde dava ehliyetinin medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, 114/d maddesinde ise taraf ve dava ehliyetinin dava şartlarından olduğu ve 115. madde uyarınca da mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı belirtilmektedir.
4721 sayılı TMK'nın 47, 48, 49 ve 50. maddelerinde de tüzel kişiliğin kazanılması, hak ehliyeti ile fiil ehliyeti ve bunun kullanılmasına ilişkin hükümler yer almaktadır.
442 sayılı Köy Kanununun 37/7. maddesi uyarınca da köy tüzel kişiliği adına dava açmak ve açılan davayı takip yetkisi köy muhtarına aittir. Köy muhtarının hukukî bir engelinin çıkması durumunda bu yetki aynı Kanunun 33/b maddesine göre köy derneğinin seçeceği temsilciye tanınmıştır.
Ancak, On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince;
1) Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.
2) Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun Büyükşehir Belediyelerinin sınırları il mülkî sınırlarıdır.
3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülkî sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır.
Aynı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrasında; "1. maddeye göre tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe belediyesi taraf olur" hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm Kanunun "Yürürlük" başlıklı 36. maddesi uyarınca ilk mahalli idareler genel seçiminin yapıldığı 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, davalı köyün 6360 sayılı Kanun gereğince köy tüzel kişiliğinin ortadan kalkmış olduğundan, katıldığı ilçenin belediyesi ve büyükşehir sınırlarının il mülki sınırı haline gelmesi nedeniyle ... Büyükşehir Belediyesinin ilgili kamu tüzel kişisi sıfatıyla davada taraf olarak yer alması gerekli olacağından, 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince işlem yapılması için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ve davalılardan Hazinenin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 18/05/2017 günü oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/16843 E. , 2017/4553 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 26/04/2013 tarihli dava dilekçesi ile sınırlarını bildirdiği Yeşiltepe köyündeki beş parça taşınmazın, tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile ... ili, ... ilçesi, ... köyü Doğusu: ... taşınmazı, Batısı: ...'e ait ... köyü 345 sayılı parsel, Kuzeyi: ...'e ait ...köyü 343 sayılı parsel, Güneyi: ...'e ait taşınmaz ile çevrili olan fen bilirkişisi ... ...'ın 03/04/2015 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile göstermiş olduğu 386,65 m² bahçenin, (B) harfi ile gösterilen 252,88 m² toprak ev ve avlusunun, (C) harfi ile gösterilen 168,55 m² bahçenin tek katlı kargir ev ve bahçe vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 02.04.1980 tarihinde yapılmış ve sonuçları 02.09.1980 - 02.10.1980 tarihleri arasında ilân edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 50. maddesinde medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın davada taraf ehliyetine de sahip olacağı, 51. maddesinde dava ehliyetinin medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, 114/d maddesinde ise taraf ve dava ehliyetinin dava şartlarından olduğu ve 115. madde uyarınca da mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı belirtilmektedir.
4721 sayılı TMK'nın 47, 48, 49 ve 50. maddelerinde de tüzel kişiliğin kazanılması, hak ehliyeti ile fiil ehliyeti ve bunun kullanılmasına ilişkin hükümler yer almaktadır.
442 sayılı Köy Kanununun 37/7. maddesi uyarınca da köy tüzel kişiliği adına dava açmak ve açılan davayı takip yetkisi köy muhtarına aittir. Köy muhtarının hukukî bir engelinin çıkması durumunda bu yetki aynı Kanunun 33/b maddesine göre köy derneğinin seçeceği temsilciye tanınmıştır.
Ancak, On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince;
1) Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür.
2) Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun Büyükşehir Belediyelerinin sınırları il mülkî sınırlarıdır.
3) Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülkî sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır.
Aynı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrasında; "1. maddeye göre tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe belediyesi taraf olur" hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm Kanunun "Yürürlük" başlıklı 36. maddesi uyarınca ilk mahalli idareler genel seçiminin yapıldığı 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, davalı köyün 6360 sayılı Kanun gereğince köy tüzel kişiliğinin ortadan kalkmış olduğundan, katıldığı ilçenin belediyesi ve büyükşehir sınırlarının il mülki sınırı haline gelmesi nedeniyle ... Büyükşehir Belediyesinin ilgili kamu tüzel kişisi sıfatıyla davada taraf olarak yer alması gerekli olacağından, 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince işlem yapılması için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ve davalılardan Hazinenin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 18/05/2017 günü oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/16711 E. , 2017/4559 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... mahallesi, ... mevkiinde bulunan 458 ada 1 sayılı 800,33 m2 yüzölçümlü taşınmaz, 3402 sayılı Kanunun geçici 8. maddesi gereğince, tutanağının edinme sütununda, taşınmazın ...'ın zilyet ve kullanımında olmasına karşın, zilyetlik koşullarının tam ve kesin olarak oluşmadığı belirlenmesi yapıldıktan sonra beyanlar hanesine "Taşınmaz ... kullanımında olup üzerindeki zeytin ağaçları kendisine aittir" şerhi verilmek suretiyle, tarla vasfı ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili, taşınmaz üzerindeki imar ve ihya işlemlerinin tamamlandığı ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dairenin 10/10/2012 tarih ve 2012/5503-11473 E. K. sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “...İncelenen dosya kapsamına, dosyadaki bilirkişi raporlarına göre, yörede 1969 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresi paftasında "çalılık" belirtmesi yapılarak tesbit dışı bırakılmış, 1998 yılında yapılan orman kadastrosu çalışmalarında ise orman sınırları dışında gösterilmiş ve bu işlemler itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu, arazi kadastrosu sırasında çalılık olarak tespit dışı bırakılan bir yer üzerindeki zilyetliğe, yörede yapılacak orman kadastrosu sonucu tahdit dışında bırakılma tarihinden itibaren değer verilebileceği, tahditten önce sürdürülen zilyetliğin değerlendirilemeyeceği, somut olayda ise orman kadastrosu işleminin 1998 yılında kesinleştiği belirtilerek bu tarihten dava tarihine kadar kanunda belirtilen 20 yıllık olağanüstü kazandırıcı zamaşımı zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
6831 sayılı Kanunun 1/J maddesine göre toprak muhafaza karakteri taşımayan makilik -fundalık ile örtülü yerler orman sayılmazlar. Bu nedenle, 3402 sayılı Kanunun 17. maddesine göre orman sayılmayan bu gibi yerlerin imar - ihya ve zilyetlikle kazanılması mümkündür.
Bilirkişi raporuna göre, taşınmazın öncesinin çalılık ve eğiminin de % 5-6 olduğu bildirildiğine göre, makilik kavramı içerisinde yeralan çalılık alanlardan eğimi % 12'den düşük olanların toprak muhafaza karakteri taşıdığından sözedilemez. Bu durumda, toprak muhafaza karakteri taşımayan çalılık alanlar esasen orman sayılmıyacağından, bu tür yerlerde sürdürülen zilyetliğin başlangıç tarihinin orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten değil, tespit dışı bırakıldığı tarihten başlayacağı dikkate alınmalıdır. Mahkemece, tahdidin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmadığı gerekçesi ile salt bu nedenle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle, yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu taşınmazın en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında açık alanda gözükmesine rağmen, meyilinin % 12'nin altında olduğu ve eylemli durum itibariyle deliceliklerden aşılanmak suretiyle kazanılmadığı, aksine kişilerce bizzat düzenli şekilde dikilmek suretiyle yetiştirilmiş zeytin ağaçları ile kaplı olduğunun belirlenmesi halinde, bu tür yerlerin zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olduğu düşünülerek zilyetliğin başlangıç tarihinin 1969 yılında yapılan genel kadastronun kesinleşme tarihinden itibaren dikkate alınması gerektiği düşünülmelidir.
Ayrıca, dosyaya sunulan orman bilirkişi raporu ekindeki memleket haritasında çekişmeli taşınmaz, kadastro paftası ile 1963 - 1979 ve 2000 tarihli memleket haritaları ölçekleri eşitlenip çakıştırılmadan parsel bazında gösterildiğinden, bilirkişinin raporu denetlenemediği gibi, taşınmazın 1963 - 1979 ve 2000 tarihli memleket haritalarına esas alınan hava fotoğraflarındaki konumunun belirlenmediği; yine, ormancı bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde 40-45 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğu ve eğiminin % 5-6 olduğu, 1976 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın zeytinlik sahası olarak gözüktüğü açıklanmış, ziraatci bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da, taşınmaz üzerinde toplam 20 adet zeytin ağacı bulunduğu, zeytin ağaçlarının 40-45 yaşlarında olduğu, delice olarak dikilip aşılandığı, aşı yaşlarının 35 olduğu bildirildiği halde, bu ağaçların yaşlarına göre dağılımları belirtilmediği gibi, aşı yaşlarına göre de imar - ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususları irdelenerek raporda tartışılmamıştır.
Ayrıca, 1958 yılında yörede çıkan yangında taşınmazın içinde bulunan ağaçların tahrip olduğu ziraat bilirkişi tarafından bildirildiğine göre, Orman Yönetiminden taşınmazın da içinde bulunduğu bölgede 1958 yılında orman yangınının bulunup bulunmadığı, yangın var ise buna ilişkin tüm rapor ve belgelerin getirtilerek incelenip taşınmaz üzerindeki yangından önceki bitki örtüsünün tespit edilmesi ve yine 1958 tarihinden önceki hava fotoğrafları ve memleket haritası var ise getirtilerek incelenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir jeolog ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır nokta ve hatlarının arza uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çelişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir. Hangisi araziye daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, taşınmaz kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunduğu takdirde davanın reddine karar verilmelidir.
Taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırlarının dışında bulunduğunun anlaşılması halinde ise 1963, 1979 ve 2000 basım tarihli memleket haritası, varsa 1963 yılından daha eski tarihli düzenlenmiş memleket haritası ile bu haritaların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafları ve amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, bilirkişiler aracılığıyla çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; taşınmazın eğim ölçer (krizimetre) aleti ile ve memleket haritasındaki münhanilerden yararlanılarak kesin ve gerçek eğimi belirlenmeli, keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır. Ayrıca, uzman orman, ziraat ve fen bilirkişiden taşınmazın üzerinde bulunan ağaçların cinsi, sayısı, kapalılık oranı, taşınmaz üzerindeki dağılımları ile aşı yaşları belirlenmeli, taşınmazın toprak yapısı ve çevresi incelenmeli, bilirkişilerden bu hususları içeren doyurucu rapor alınmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı hususları ayrıntılı şekilde açıklattırılmalı, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kısıtlamalar davacı (varsa satıcı veya miras bırakan) yönünden araştırılmalı, taşınmazın bulunduğu yerde 1958 yılında çıkan orman yangınına ilişkin tüm harita, tutanak, rapor ve belgeler getirtilerek uygulanmalı, taşınmazın bu yangından etkilenip etkilenmediği, etkilenmiş ise önceki bitki örtüsü belirlenerek bilirkişilerden bu yönde de rapor alınmalıdır. Tüm bu araştırmalardan sonra, zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı ve dava tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı saptanmalıdır.
Taşınmazın öncesi orman veya 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi kapsamında eğimi %12'yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun yapıldığı tarihten dava tarihine kadar zilyetlik süresinin dolmadığı gözetilmeli, aksi takdirde dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.”gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu; davacı tarafın sabit olan davasının kabulü ile davaya konu ... ili,... ilçesi,...mevkiinde bulunan 458 ada 1 sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tespitinin iptali ile tespitteki niteliği ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Yörede 766 sayılı Kanuna göre yapılıp 1969 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu, 6831 sayılı Kanuna göre yapılıp 1998 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile 5841 sayılı Kanunun 3. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununa eklenen gecici 8. maddesine göre yapılan ek kadastro çalışmaları bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yapılan inceleme ve araştırma sonrası dava konusu taşınmazların öncesinin 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12'yi aşmayan (toprak muhafaza karakteri taşıymayan) çalılık niteliğinde ve kesinleşen orman kadastrosunun dışında orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacı yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 18/05/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/16034 E. , 2017/4570 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 137 parsel sayılı 17.125,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapuda mera vasfıyla kayıtlıdır.
Davacı Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile ... 137 sayılı parselde fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 13530 m² yüzölçümüyle gösterilen kısma ayrı parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, haritada (B) ve (C) harfleriyle gösterilen toplam 3379 m²'lik bölümün mera olduğunun tespiti ile bu alana ilişkin talebin reddine ve taşınmazın mera özel siciline kaydına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 03.06.2005 tarihinde ilân edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu belirlendiğine göre davanın kısmen kabulü yönünde kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dava konusu taşınmazın mevcut tapusunun iptaline karar verilmeden yeniden tescil hükmü kurulması ve reddedilen kısmın tapuda zaten kayıtlı olmasına rağmen ikinci kez sicile kayıt hükmü kurulması doğru değil ise de belirtilen bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hükmün, birinci bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile ..., 137 sayılı parselde fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 13530 m² yüzölçmüyle gösterilen kısmın tapusunun iptali ile bu kısmın ayrı parsel numarası ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, haritada (B) ve (C) harfleriyle gösterilen toplam 3379 m²'lik bölümün mera olduğunun tespiti ile bu alana ilişkin talebin reddine” cümlesi yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun 370/2. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA 18/05/2017 günü oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/16031 E. , 2017/4569 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
... ili, ... ilçesi, ...mahallesi 136 parsel sayılı 290.750,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapuda mera vasfıyla kayıtlıdır.
Davacı Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile ..., ..., ...., 136 parselde fen bilirkişisi raporunda A (38769 m2), B (16628 m2) ve C (153 m2) harfleri ile gösterilen ve koordinatları belirtilen kısımlara ayrı parsel sayısı verilerek orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, haritada (D), (E) ve (F) harfleri ile gösterilen ve koordinatları belirtilen kısımların mera olduğunun tespiti ile bu taşınmazlara yönelik davanın reddine ve (D), (E) ve (F) harfleriyle gösterilen taşınmazların mera özel siciline kaydına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 03.06.2005 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A), (B) ve (C) ile gösterilen kısımlarının orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu belirlendiğine göre davanın kısmen kabulü yönünde kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dava konusu taşınmazın mevcut tapusunun iptaline karar verilmeden yeniden tescil hükmü kurulması ve reddedilen kısmın tapuda zaten kayıtlı olmasına rağmen ikinci kez sicile kayıt hükmü kurulması doğru değil ise de belirtilen bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hükmün, birinci bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile ..., ..., ..., 136 sayılı parselde fen bilirkişisi raporunda A (38769 m2), B (16628 m2) ve C (153 m2) harfleri ile gösterilen ve koordinatları belirtilen kısımların tapusunun iptali ile bu kısımların ayrı parsel sayısı ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, haritada (D), (E) ve (F) harfleri ile gösterilen ve koordinatları belirtilen kısımların mera olduğunun tespiti ile bu taşınmazlara yönelik davanın reddine” ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2 maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA 18/05/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2015/16032 E. , 2017/4573 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davadan dolayı yerel mahkemece verilen hüküm davalılar Hazine ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Yargıtayca temyiz incelemesi yapılabilmesi için;
1) Dava konusu taşınmaza komşu taşınmazlar hakkında açılmış bir tescil davası olup olmadığının araştırılması, varsa dava dosyalarının dosya arasına getirtilmesi,
2) Taşınmazın bulunduğu yörede kesinleşmiş uygulama imar planı bulunup bulunmadığının, varsa taşınmazın uygulama imar planı içerisinde olup olmadığının, uygulamanın askı ilan tarihleri ile kesinleştiği tarihin Belediye Başkanlığından sorulması ve 1/1000 ölçekli planın getirtilerek, çekişmeli taşınmazın bu plandaki konumunun gösterildiği ek raporun fen bilirkişiden alınması,
3) Dava konusu taşınmazın arazi kadastrosu sırasında neden tescil harici bırakıldığının sorulması,
4) 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yer alan kısıtlama araştırmasının adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları ve satın alınan kişiler yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu ve ilgili kadastro müdürlüklerinden ve yine aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilmesi,
5) En eski tarihli ve dava tarihi olan 19.06.2012 tarihinden 20-25 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek getirtilmesi, bundan sonra dava dosyasının hükme esas alınan raporu düzenleyen fen ve 29.03.2013 tarihli keşfe katılan orman bilirkişisine verilerek memleket haritaları ve hava fotoğrafları ölçekleri kadastro pafta ölçeğine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra dava konusu taşınmazın konumu çevre parsellerle birlikte memleket haritaları ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, bu tarihlerde dava konusu taşınmazlarda imar-ihya ve zilyetliğin devam edip etmediği hususlarının ve üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, sayısı, dağılımı ve kapalılık oranı ile kullanım durumu ve tasarruf sınırlarının bulunup-bulunmadığının ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir müşterek imzalı ek rapor alınması,
Ayrıca, dava dosyasının, 6100 sayılı Kanunun 302/4. ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönet